Şu an saat 22.57. Balkon kapısı açık, caddeden gelen lamba ışığı tavana vuruyor, gölgesi perdede uzun bir çizgi gibi duruyor. Yedi yıl boyunca aynı masada çizdik; sen sol kalemi, ben sağ kalemi kullanırdın, ortada hep…
Sabah altı, camdan henüz ışık yok, Ağustos'un son haftası bile Bursa'da insanı üşütüyor. Stajyer mimarlar bu saatte uyanmaz ama ben uyuyamadım, yatakta statik hesap yaptım: bir insanın kalbine bin kiloluk özlem…
saat 01.57, mutfakta yine ben. Çocuklar uyudu, tez dosyası açık, ama ben perdenin aralığından denize bakıyorum. Ağustos'un son haftası ve gündüz hâlâ yaz gibi ısrar ediyor; geceleri ise artık sonbahar geliyor, fark…
Saat 23.33, hava sıcak ama rüzgâr yok, İstanbul terlemiş bir şehir gibi duruyor havada. Vardiyadan yeni çıktım, üniformanın gömleğinin düğmelerini çözürken resepsiyonun camındaki yansımama baktım; otuz dört yaşında bir…
Saat on yedi otuz bir, poyraz yerini lodosa bıraktı; hava sıcak ve ağırlaşmış, deniz kurşuni bir maviye döndü. Ağustosun son pazarı, mahallede çocuk sesleriyle akşama karışıyor. Size yazmayı çoktandır bırakmıştım…
Buğdayı üç hafta önce biçtik, harman yerine çektik, dövüp savurduk; eleğin altından altın gibi akan taneleri çuvallara doldururken öğlen sıcağı bastırmıştı, Afyon'un o kavuran ağustos sıcağı. Köylünün dediği gibi…
Saat yirmi iki on dokuz, Boztepe'de hafif bir pus var. Aracı park ettim, camı bir parça açtım. Aşağıda şehir, sarı ışıklarına sarınmış, denizle koyu koyu konuşuyor. Radyoda karadeniz türküsü çalıyor, sesi kısmışım; ben…
Suskunluk. Bir ödünç kitap gibi taşıdım seni otuz yedi yıl. Süresi bitti, teslim edilmedin. Kimse ceza kesmedi. Cezayı bana ben kestim. Emekliliğe üç yıl kaldı. Akşamları ışıkları söndürürken hâlâ aynı cümle dolaşıyor…
13.20, yurt koridoru. Nöbetten yeni çıktım. Üniformamın yakası hâlâ boğazımda. Bugün o günün yıldönümü. Üç yıl oldu. O salonun önünde durduğum güne tam üç yıl. Sabah televizyonda bir düğün salonu reklamı geçti. Beyaz…
Saat 06:08, hava puslu. İstanbul cumartesi sabahına bile yalan söylüyor; güneş var diyorlar, ben camda sadece bulanık bir yüz görüyorum. Muhtemelen benim yüzüm. Muhtemelen. Staj dönüşü değil bu, o ayrı. Bugün nöbet…
Bugün hava açık, rüzgâr sert Güneş var ama içimde bir serinlik Kliniğe bugün on yedi hayvan geldi İki kedi, bir köpek ameliyat Hepsi iyi, hepsi eve gidecek Ben de gideceğim, akşam yine o masa, o sessizlik Eşim iyi bir…
Sabah 06.40, yağmur var. Akşam 20.55, hâlâ yağmur var. İstanbul bugün benimle aynı fikirde. Dükkânı kapattım. Kasayı sayıyorum. Üç kere saydım, üç kere eksik çıktı. Sen olsan 'harçlığı nereye koydun' derdin. Ben de…
Sabah 01.08, Perşembe'ye beş dakika var, Adana'da hava hâlâ sıcak ama ben yine üşüyorum. Klimalı odada bile üşüyor insan, içinde taşınmamış bir adam varsa. Bugün ofiste bir çifte üçüncü kata çıkan bir daire gösterdim…
Akşam altı. Klinik kapandı, kafesler yıkandı, alçıdaki martı çocuğu yarın kontrole çağırdım. Şimdi arka odada, çay soğurken oturuyorum. Bugün ona söyleyecektim. On beş yıldır söyleyecektim, bugün söyleyecektim. Randevu…
Saat 02:13. Mutfakta yalnızım, otelin sesi çekilmiş, sadece buzdolabının uğultusu var. Salı gününden kalma bir tencere ızgara kömürü kokusu var ellerimde, sabunla çıkmıyor, ben de çıkarmıyorum zaten. Bugün otuzuncu…