Kapanış saati, 21.10
Kapanış saati, 21.10. Tezgâhı topladım, kepenkleri yarıya kadar indirdim, sonra durdum. Camda bir kadın duruyordu, önlüğü hâlâ boynunda, saçları dağılmış. Bir saniye onu tanıyamadım. Üç yıl oldu mu, olmadı mı bilemedim…
Uzakta olana, geçmişte kalana, bir türlü kavuşamadıklarımıza yazılanlar.
Kapanış saati, 21.10. Tezgâhı topladım, kepenkleri yarıya kadar indirdim, sonra durdum. Camda bir kadın duruyordu, önlüğü hâlâ boynunda, saçları dağılmış. Bir saniye onu tanıyamadım. Üç yıl oldu mu, olmadı mı bilemedim…
Saat 17:24, eczanenin kepengini yarıya kadar indirdim, camda son ışık; birileri hâlâ merhem soruyor bana, ben ise yıllar önce kütüphanenin ikinci katında kaybolmuş bir adı arıyorum. Reçetelerin arkasına onun adını…
sabah 02.29 Samsun'da eylülün son gecesi. Pencereyi aralık bıraktım, denizden gelen rüzgâr çizim kâğıtlarımı kaldırıyor. Kâğıtlarım uçmasın diye fincanı üstlerine koydum. Fincanın altında bir cephe çizimi var. Pencere…
Saat 22.45. Çay soğuyor. Yine. Ben bu çayı kim içecek diye demliyorum, hâlâ anlayamadım. Kırk yaşında sanal aşk, bravo bana. Üstelik Nevşehir'de, kocaman bir evde, bulaşık makinesi çalışırken, bir adamın mesajını…
21:58. Vardiya bitti. Önlüğü çıkarırken aynada birine benzedim, tam çıkaramadım kime. Bugün masaları toplarken bir çatal buldum. Kırık. Çocukların evdeki kasalarından biri de kırıktı, geçen hafta fark ettim…
Şu an saat 01.22, otobanın Boğaziçi kesimindeyim. Pazartesi sabahına karşı, yol benim kadar uykusuz. Sağ şeritte bir tır var, dörtlülerini yakmış, sanki o da birini bekliyor. Farlarım asfalttaki çizgileri yalayıp…
Saat iki kırk beşti, camlar buğulanmıştı. Eski model arabanın camını bir mendille silmek için uzandığımda, mendilin kenarında kurumuş bir deniz kokusu kaldığını fark ettim. Dışarıda Eylül sonu yağmuru, İstanbul'un ıslak…
Saat 22.56. Dışarıda yağmur var. Ankara'nın eylül sonu yağmuru... Camda ince bir çizgi halinde akıyor. Mutfaktaki çaydanlık henüz sıcak. Salonda televizyon açık. O kanal değiştiriyor. Ben bu ekranın ışığında yazıyorum…
şu an saat 18.44. hava karardı, ben daha yeni fark ettim. masada oturuyorum, önümde yeni bir projenin ölçü kâğıtları var, çizemedim. elim gitmiyor. bugün ofiste bir konut projesinin cephe detaylarını çıkarıyordum…
Öğlen 12.27'de, kalabalık en sert hâliyle üstüme gelirken yazıyorum bunları. Cumartesi; öğrenciler, turistler, tek başına kitap okuyan adamlar. Ben fincanları diziyorum, tepsileri taşıyorum, gülümsüyorum. Gülümsemek de…
03:34. Daha kar yağmadı ama hava öyle bir duruş aldı ki, sanki şehir nefesini tutuyor. Ben de tutuyorum. Alışkanlık işte; tezgâhtarın elleri boş kalınca aklı doluyor. Eylül'ün sonuna geldik, ben hâlâ lise son sınıfın…
Sana yine yazıyorum, yine yazamıyorum. Surların dibindeki o evin onarımı biteli çok oldu ama benim onarımım bitmedi galiba. Bu akşam yine önünden geçtim. Işık yanıyordu. Perdenin rengi değişmiş; sarıydı eskiden, şimdi…
Saat 12.07. Öğle yoğunluğu yeni dağıldı. Tezgâhta limonlu keklerin son dilimleri duruyor. Fırın hâlâ sıcak. Ben sıcak değilim. Sadece yorgunum. Bugün salı değildi. Cuma. Biliyorum. Ama bir kadın geldi, "kütüphaneye…
Sabahın ikisi, kepenkleri indirip sandalyeleri masaların üzerine çeviriyorum. Cuma gecesi kalabalıktı, ayaklarım hâlâ zonkluyor. Ama kafanın içi, tam kapanış saatinde garip biçimde sessizleşiyor... Bugün cam kenarındaki…
Akşam üstü, ofisten çıkmadan önce son bir kez masama oturdum; Eylül güneşi jaluzilerin arasından o eski eğik açısıyla vuruyor, çizim masasının üzerindeki şablonların gölgesi duvara düşüyordu. Bugün bir müşteri için…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar