Gece Nöbeti ve Nar Ağacı
Akşam nöbetinden devri alıp yazıyorum bunları, saat iki kırk bir, şehir uyuyor, ben yazıyorum; çünkü bazı nöbetler silahla değil, kalemle tutuluyor, bunu kırk yedi yaşında öğrendim. O yaz mektuplar yazdım, üstüne basa…
Gönderilmemiş, gönderilemeyecek mektuplar.
Akşam nöbetinden devri alıp yazıyorum bunları, saat iki kırk bir, şehir uyuyor, ben yazıyorum; çünkü bazı nöbetler silahla değil, kalemle tutuluyor, bunu kırk yedi yaşında öğrendim. O yaz mektuplar yazdım, üstüne basa…
Saat 01:38. Mutfakta yalnız kaldım, otel kapandı, sezon bitti sayılır. Eylül geldi işte... Eylül gelmeden yaz defterine bir şeyler karalamam gerekiyordu, yoksa yine içimde kalacaktı. Bugün son turistler gitti. Otobüsler…
Yüz on dokuz gün oldu. Sayıyorum hâlâ, utanmıyorum. Sen gittiğinde haftada bir yazıyordum, hani mektuplar birikirdi masamda, zarfların üstünde senin adın dururdu. Şimdi tek bir zarf bile yok, hepsi defterde, burada…
01:23. Buzdolabının uğultusu dışarda bir ses yok; ben de kayıt altına alayım madem, saat tam bu. Defterin yirmi üçüncü sayfasındayım. Yirmi üç. Ben ne yaptım ki, sayfalara numara verip kendimce bir arşiv kurdum; sanki…
Saat yirmi iki elli sekiz, odamın camında ağustosun son sıcaklığı var, tık yok. Radyoda eski bir arabesk çalıyor, sanırım annemin gençliğinden kalma bir şarkı; ben bilmiyorum sözlerini ama melodisi insanı bir yerinden…
21:53. Kafe kapandı. Sandalyeleri masaların üstüne devirdim, ışıkları söndürmeden önce son bir tur attım. Boş bir mekânın ışığı ne kadar çabuk soluyor, fark etmiş miydiniz? Bu akşam bir çift geldi. Pencere kenarı. İki…
Şu an saat 22.57. Balkon kapısı açık, caddeden gelen lamba ışığı tavana vuruyor, gölgesi perdede uzun bir çizgi gibi duruyor. Yedi yıl boyunca aynı masada çizdik; sen sol kalemi, ben sağ kalemi kullanırdın, ortada hep…
saat 01.57, mutfakta yine ben. Çocuklar uyudu, tez dosyası açık, ama ben perdenin aralığından denize bakıyorum. Ağustos'un son haftası ve gündüz hâlâ yaz gibi ısrar ediyor; geceleri ise artık sonbahar geliyor, fark…
Saat 23.33, hava sıcak ama rüzgâr yok, İstanbul terlemiş bir şehir gibi duruyor havada. Vardiyadan yeni çıktım, üniformanın gömleğinin düğmelerini çözürken resepsiyonun camındaki yansımama baktım; otuz dört yaşında bir…
Bir pazar akşamüstü, saat beşi çeyrek geçiyor. Deniz kenarındaki banka oturdum, ayaklarımın altında çakıl taşları, elimde hastaneden arta kalan kâğıt bardak çayım. Sana yazıyorum, adını yazmayacağım, biliyorsun. Bugün…
Saat on yedi otuz bir, poyraz yerini lodosa bıraktı; hava sıcak ve ağırlaşmış, deniz kurşuni bir maviye döndü. Ağustosun son pazarı, mahallede çocuk sesleriyle akşama karışıyor. Size yazmayı çoktandır bırakmıştım…
13.20, yurt koridoru. Nöbetten yeni çıktım. Üniformamın yakası hâlâ boğazımda. Bugün o günün yıldönümü. Üç yıl oldu. O salonun önünde durduğum güne tam üç yıl. Sabah televizyonda bir düğün salonu reklamı geçti. Beyaz…
Saat 06:08, hava puslu. İstanbul cumartesi sabahına bile yalan söylüyor; güneş var diyorlar, ben camda sadece bulanık bir yüz görüyorum. Muhtemelen benim yüzüm. Muhtemelen. Staj dönüşü değil bu, o ayrı. Bugün nöbet…
Sabah 06.40, yağmur var. Akşam 20.55, hâlâ yağmur var. İstanbul bugün benimle aynı fikirde. Dükkânı kapattım. Kasayı sayıyorum. Üç kere saydım, üç kere eksik çıktı. Sen olsan 'harçlığı nereye koydun' derdin. Ben de…
Sabah 01.08, Perşembe'ye beş dakika var, Adana'da hava hâlâ sıcak ama ben yine üşüyorum. Klimalı odada bile üşüyor insan, içinde taşınmamış bir adam varsa. Bugün ofiste bir çifte üçüncü kata çıkan bir daire gösterdim…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar