8 Ağustos 2026, Cumartesi, saat 21:43. Tarihle başlıyorum yine, sanki bir dosya açıyorum, sanki bu akşam da arşive girecek bir vaka gibi. Belki de öyle. Mesai biteli üç saat oldu ama ben hâlâ masamda oturuyorum, önümde…
Ağustos'un sekiziydi. Öğlen. Şehir sıcaktı, koridor gölgede bile ıslaktı sanki. Yaz tatilinde bina boş. Ama ben yine o koridordan geçtim. Keman odasının kapısı kapalıydı. Perde aralık. Işık, tozlu zemine bir çizgi…
Saat yediyi çeyrek geçiyor, 7 Ağustos sabahı, ben Boğaz'ın bu yakasından öteki yakaya dönen vapurdan izliyorum İstanbul'u; otuz yıldır bu saatlerde eve dönerim, üstümde başkalarının acısının kokusu, ellerimde alkolün…
Saat biri geçiyor, çay soğumuş masada. Camda İstanbul'un gece ışıkları titriyor; ben hâlâ uyanığım. Yedi yıl sonra ilk kez, bir ayrılığın yıldönümünü hesaplamadım. Takvimde bir gün işaretlemek yerine, sadece yaşadığımı…
21.56. Oda saatte yazıyorum bugün. Alışılmadık, biliyorum. Ama karım daha yeni uyudu, ben de mutfaktayım. Yedi yıldır aynı evdeyiz ve ben hâlâ onun nefesinin düzelmesini bekliyorum, sonra kalkıyorum. Sanki bir izin…
Akşamüstü beş buçukta, stüdyonun batı camı kızıla dönerken yazıyorum sana. Ağustos sıcağı duvarlarda duruyor, ben ise serinliği karanlık odada arıyorum. Bugün bir düğün çektim. Gelinin babası ona kolunu verirken…
13:39. Öğle paydosundan çıktım, ofisten yokuşa vurdum kendimi. Hava sıcak ama gölge tarafı buldum, oradan iniyorum. Stajın üçüncü haftası. Bugün ilk defa, kod derken elim titremedi. Hata mesajı geldi, okudum, düzelttim…
Bugün klinikten dokuzu çeyrek geçe çıktım, temmuzun son cuması ve hava daha yeni kararmaya başlamıştı, caddede simitçiler toplanıyordu. Çantamda hâlâ sabah doğum yapan sokak kedisi Misket'in fotoğrafları var, üç yavrusu…
Sevgili kendim, Bu gece Kars'ta hava bile şaşırmış sanki, Temmuz sonu ama serin, pencerem açık ve ben ilk kez bir yazı seninle geçirmeye karar verdim. Yıllarca başkalarının acılarını dinledim; gençlik merkezinde bir…
sabah 07.01. Nöbetten yeni çıktım. Gözlerim yanıyor, ayaklarım taşıyor ama eve değil, sahile indim. Alışkanlık bu. Alışkanlıktan beter bir şey. Banka oturdum. Tahtası ısınmış bile, geceden beri kimler oturdu kim bilir…
sabah 06.39. çocuklar cumartesi gitti, pazar döndü. bugün salı ve ben hâlâ o sessizliğin hesabını tutuyorum. ev boşken çay içtim. iki bardak çıkardım, sonra birini geri koydum. alışkanlık diye buna deniyor herhalde…
Adagio — temposu yavaş, ama bırakması en zor olan bölüm. Temmuzun son gecesi, Trabzon'da yağmur yine sözünde durdu. Konservatuvar kapandı, hocalar gitti, ben sınıfta kaldım; pencereden Değirmendere'nin kokusu geliyor…
Şunu da ekleyeyim: Kordon'da bir yıldır tek başına yürüyen bir kadın hakkında istatistiksel bir bilgiye ulaştık. Kaynak: kendim. Deniz kenarında simit satan amca artık beni görünce iki çay koymaya başladı, biri benden…