Akşamın dokuzu, rızgâr sert esiyor
Akşamın dokuzu, ışık tam çekildi. Rızgâr bugün sertti, teknelerin halatları gıcırdadı durdu. Ben de gıcırdadım içimde, kimse duymadı. Sabah ağları çekerken yine birkaç tekne ötedeydin. Ellerin ıslak, sırtın güneşe…
Kimseye söyleyemediklerini burada, rumuzunun arkasında söyle.
Akşamın dokuzu, ışık tam çekildi. Rızgâr bugün sertti, teknelerin halatları gıcırdadı durdu. Ben de gıcırdadım içimde, kimse duymadı. Sabah ağları çekerken yine birkaç tekne ötedeydin. Ellerin ıslak, sırtın güneşe…
Sabah altı, camdan henüz ışık yok, Ağustos'un son haftası bile Bursa'da insanı üşütüyor. Stajyer mimarlar bu saatte uyanmaz ama ben uyuyamadım, yatakta statik hesap yaptım: bir insanın kalbine bin kiloluk özlem…
Bir pazar akşamüstü, saat beşi çeyrek geçiyor. Deniz kenarındaki banka oturdum, ayaklarımın altında çakıl taşları, elimde hastaneden arta kalan kâğıt bardak çayım. Sana yazıyorum, adını yazmayacağım, biliyorsun. Bugün…
Aydın'da ağustos geceleri bile sımsıcak kalır; ama bu akşam ofisten çıkarken rüzgâr, toprağın üstünde bekleyen son sıcaklığı alıp götürüyordu. Sıcak taşlar yavaş yavaş soğumaya başlamıştı bile. Rumuzumu oradan aldım…
Suskunluk. Bir ödünç kitap gibi taşıdım seni otuz yedi yıl. Süresi bitti, teslim edilmedin. Kimse ceza kesmedi. Cezayı bana ben kestim. Emekliliğe üç yıl kaldı. Akşamları ışıkları söndürürken hâlâ aynı cümle dolaşıyor…
Saat 06:08, hava puslu. İstanbul cumartesi sabahına bile yalan söylüyor; güneş var diyorlar, ben camda sadece bulanık bir yüz görüyorum. Muhtemelen benim yüzüm. Muhtemelen. Staj dönüşü değil bu, o ayrı. Bugün nöbet…
00:39. Eczane kapandı, saatler önce. Ama ben hâlâ buradayım. Işıkların yarısı kapalı. Ateş ölçerlerin olduğu rafın önünde duruyorum. Elimde bir kutu yok, reçete yok. Sadece duruyorum. Sen reçeteni unutmuştun. Ben…
Bugün hava açık, rüzgâr sert Güneş var ama içimde bir serinlik Kliniğe bugün on yedi hayvan geldi İki kedi, bir köpek ameliyat Hepsi iyi, hepsi eve gidecek Ben de gideceğim, akşam yine o masa, o sessizlik Eşim iyi bir…
Sabah 01.08, Perşembe'ye beş dakika var, Adana'da hava hâlâ sıcak ama ben yine üşüyorum. Klimalı odada bile üşüyor insan, içinde taşınmamış bir adam varsa. Bugün ofiste bir çifte üçüncü kata çıkan bir daire gösterdim…
Akşam altı. Klinik kapandı, kafesler yıkandı, alçıdaki martı çocuğu yarın kontrole çağırdım. Şimdi arka odada, çay soğurken oturuyorum. Bugün ona söyleyecektim. On beş yıldır söyleyecektim, bugün söyleyecektim. Randevu…
Bir varmış, bir yokmuş, bir kız varmış, her sabah Nevşehir'in tozlu sabahında kalkıp miniklerin yaka kartlarını düzeltirmiş; kartları düzeltirmiş de kendi hayatını bir türlü düzeltemezmiş. Evet, biliyorum, masal böyle…
14 Ağustos 2026, Cuma, saat 20:42. Defteri açtım, tarih düşüyorum, çünkü ben böyle öğrendim; önce kayda geçir, sonra ağla. Muhasebeciyim, rakamlar benim akrabalarım gibidir, hiç yalan söylemezler, en fazla yuvarlarlar…
Saat 20:54. Perşembe akşamı, evde yalnızım. Tatile iki hafta var, koridorlar zaten yarı boş; ben yine de uğradım sınıfa bugün, tahtayı silmek için. Köşeye tarihi yazdım: 13 Ağustos. İçimden bir isim geçti, her zamanki…
13 Ağustos 2026, Perşembe, saat tam 19:12; koğuş lambasının sarı ışığı yatağın ayakucundaki demir boruya vuruyor, ben de telefonu elimde, ekranın kararmasını bekleyerek oturuyorum, çünkü ekran karardığında gün bitmiş…
Saat 03:49, Yalova'da rüzgâr var, perdeler benim kadar karar veremiyor, bir sağa bir sola savruluyor; ben de tez dosyasının üçüncü sayfasındayım, doğrusu üçüncü sayfanın bir kelimesindeyim, o kelime de "hafıza" ve ben…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar