Saat 01.20, akşamın provasından yeni çıktım, parmaklarım hâlâ o son bölümde takılı kaldı ve koridorda yankılanan sesin peşinden eve dönerken bir kere bile arkama bakmadım, çünkü artık arkamda bakacağım kimse kalmadı. Üç…
01:47. yine uyuyamadım. yarın ilk zil çalacak, benim de ilk günden sıraya geçmem lazım... neyse. bugün okulun bahçesinde yeni öğrencileri gezdirdim, anneler ellerinde dosyalarla peşlerindeydi. bir tanesi koluma girdi…
Dün gece bir fotoğrafa baktım. 2019 yazı, Pamukkale'nin beyaz teraslarında çekilmiş bir kare. İkimiz de kadrajın ortasındaydık ve gülüyorduk; o kadar ki, gözlerimiz kısılmış, benim elim onun omzunda, onunki belimde…
Yüz on dokuz gün oldu. Sayıyorum hâlâ, utanmıyorum. Sen gittiğinde haftada bir yazıyordum, hani mektuplar birikirdi masamda, zarfların üstünde senin adın dururdu. Şimdi tek bir zarf bile yok, hepsi defterde, burada…
01:23. Buzdolabının uğultusu dışarda bir ses yok; ben de kayıt altına alayım madem, saat tam bu. Defterin yirmi üçüncü sayfasındayım. Yirmi üç. Ben ne yaptım ki, sayfalara numara verip kendimce bir arşiv kurdum; sanki…
21:53. Kafe kapandı. Sandalyeleri masaların üstüne devirdim, ışıkları söndürmeden önce son bir tur attım. Boş bir mekânın ışığı ne kadar çabuk soluyor, fark etmiş miydiniz? Bu akşam bir çift geldi. Pencere kenarı. İki…
Sabah 06.40'ta, ışıklar henüz maviyken kilitleri çevirdim. Beşiktaş'ta ağustos sabahı bile serin oluyor, kepenkler gıcırdadı, içerideki koku hep aynı: kavrulmuş çekirdek, ıslak bez, biraz da dünkü pastanın tatlılığı. O…
Akşam on bire çeyrek var, odamın lambası sarı, camdan giren hava artık yazın değil, eylülün ön kokusu. Bu saatte şehir uslanmış, komşunun balkonundaki sardunya bile susmuş. Bugün kreşte sonbahar hazırlığı yaptık…
Şu an saat 22.57. Balkon kapısı açık, caddeden gelen lamba ışığı tavana vuruyor, gölgesi perdede uzun bir çizgi gibi duruyor. Yedi yıl boyunca aynı masada çizdik; sen sol kalemi, ben sağ kalemi kullanırdın, ortada hep…
saat 01.57, mutfakta yine ben. Çocuklar uyudu, tez dosyası açık, ama ben perdenin aralığından denize bakıyorum. Ağustos'un son haftası ve gündüz hâlâ yaz gibi ısrar ediyor; geceleri ise artık sonbahar geliyor, fark…
Bir pazar akşamüstü, saat beşi çeyrek geçiyor. Deniz kenarındaki banka oturdum, ayaklarımın altında çakıl taşları, elimde hastaneden arta kalan kâğıt bardak çayım. Sana yazıyorum, adını yazmayacağım, biliyorsun. Bugün…
13.20, yurt koridoru. Nöbetten yeni çıktım. Üniformamın yakası hâlâ boğazımda. Bugün o günün yıldönümü. Üç yıl oldu. O salonun önünde durduğum güne tam üç yıl. Sabah televizyonda bir düğün salonu reklamı geçti. Beyaz…
14 Ağustos 2026, Cuma, saat 20:42. Defteri açtım, tarih düşüyorum, çünkü ben böyle öğrendim; önce kayda geçir, sonra ağla. Muhasebeciyim, rakamlar benim akrabalarım gibidir, hiç yalan söylemezler, en fazla yuvarlarlar…
13 Ağustos 2026, Perşembe, saat tam 19:12; koğuş lambasının sarı ışığı yatağın ayakucundaki demir boruya vuruyor, ben de telefonu elimde, ekranın kararmasını bekleyerek oturuyorum, çünkü ekran karardığında gün bitmiş…
Sevgili günlük, Saat iki oldu, uyuyamadım. Yarın sabahın ilk danışanım saat onda, notlarımı hazırladım, çayımı içtim, yine de gözlerim tavana takılı kaldı. Belki de bu yazıyı sana değil, o kadar uzun zamandır içinde bir…