Sayfa 187
Sayfa 187. Bugün rafta bir Cemal Süreya şiiri düştü elimden, yere düşünce açıldı, tam o sayfada. Kütüphane kapanıyordu, ben toparlarken o geldi, "bu kitabı bırakıp giden ilk kız değilsin ama en çok üzüleni sensin" dedi…
Kalbinin hızla attığı anlar, ilk bakışlar, büyük ve küçük aşk hikâyeleri.
Sayfa 187. Bugün rafta bir Cemal Süreya şiiri düştü elimden, yere düşünce açıldı, tam o sayfada. Kütüphane kapanıyordu, ben toparlarken o geldi, "bu kitabı bırakıp giden ilk kız değilsin ama en çok üzüleni sensin" dedi…
Dün gece bir fotoğrafa baktım. 2019 yazı, Pamukkale'nin beyaz teraslarında çekilmiş bir kare. İkimiz de kadrajın ortasındaydık ve gülüyorduk; o kadar ki, gözlerimiz kısılmış, benim elim onun omzunda, onunki belimde…
Saat yirmi iki elli sekiz, odamın camında ağustosun son sıcaklığı var, tık yok. Radyoda eski bir arabesk çalıyor, sanırım annemin gençliğinden kalma bir şarkı; ben bilmiyorum sözlerini ama melodisi insanı bir yerinden…
Akşamın dokuzu, ışık tam çekildi. Rızgâr bugün sertti, teknelerin halatları gıcırdadı durdu. Ben de gıcırdadım içimde, kimse duymadı. Sabah ağları çekerken yine birkaç tekne ötedeydin. Ellerin ıslak, sırtın güneşe…
Saat 23.33, hava sıcak ama rüzgâr yok, İstanbul terlemiş bir şehir gibi duruyor havada. Vardiyadan yeni çıktım, üniformanın gömleğinin düğmelerini çözürken resepsiyonun camındaki yansımama baktım; otuz dört yaşında bir…
Saat on yedi otuz bir, poyraz yerini lodosa bıraktı; hava sıcak ve ağırlaşmış, deniz kurşuni bir maviye döndü. Ağustosun son pazarı, mahallede çocuk sesleriyle akşama karışıyor. Size yazmayı çoktandır bırakmıştım…
Buğdayı üç hafta önce biçtik, harman yerine çektik, dövüp savurduk; eleğin altından altın gibi akan taneleri çuvallara doldururken öğlen sıcağı bastırmıştı, Afyon'un o kavuran ağustos sıcağı. Köylünün dediği gibi…
Saat yirmi iki on dokuz, Boztepe'de hafif bir pus var. Aracı park ettim, camı bir parça açtım. Aşağıda şehir, sarı ışıklarına sarınmış, denizle koyu koyu konuşuyor. Radyoda karadeniz türküsü çalıyor, sesi kısmışım; ben…
Aydın'da ağustos geceleri bile sımsıcak kalır; ama bu akşam ofisten çıkarken rüzgâr, toprağın üstünde bekleyen son sıcaklığı alıp götürüyordu. Sıcak taşlar yavaş yavaş soğumaya başlamıştı bile. Rumuzumu oradan aldım…
00:39. Eczane kapandı, saatler önce. Ama ben hâlâ buradayım. Işıkların yarısı kapalı. Ateş ölçerlerin olduğu rafın önünde duruyorum. Elimde bir kutu yok, reçete yok. Sadece duruyorum. Sen reçeteni unutmuştun. Ben…
Saat 02:13. Mutfakta yalnızım, otelin sesi çekilmiş, sadece buzdolabının uğultusu var. Salı gününden kalma bir tencere ızgara kömürü kokusu var ellerimde, sabunla çıkmıyor, ben de çıkarmıyorum zaten. Bugün otuzuncu…
Saat 20:54. Perşembe akşamı, evde yalnızım. Tatile iki hafta var, koridorlar zaten yarı boş; ben yine de uğradım sınıfa bugün, tahtayı silmek için. Köşeye tarihi yazdım: 13 Ağustos. İçimden bir isim geçti, her zamanki…
13 Ağustos 2026, Perşembe, saat tam 19:12; koğuş lambasının sarı ışığı yatağın ayakucundaki demir boruya vuruyor, ben de telefonu elimde, ekranın kararmasını bekleyerek oturuyorum, çünkü ekran karardığında gün bitmiş…
Bu gece hava öyle sıcak ki, pencereyi açtım ama rüzgâr yok... Sadece limandan gelen o ıslak, tuzsuz bir sıcaklık var. Gökyüzü açık, ay yukarıda inatla duruyor. Saat bire çeyrek geçiyor, ben hâlâ uyuyamadım. Yurt sessiz…
Saat 03:49, Yalova'da rüzgâr var, perdeler benim kadar karar veremiyor, bir sağa bir sola savruluyor; ben de tez dosyasının üçüncü sayfasındayım, doğrusu üçüncü sayfanın bir kelimesindeyim, o kelime de "hafıza" ve ben…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar