Öğlen 12.27'de, kalabalık en sert hâliyle üstüme gelirken yazıyorum bunları. Cumartesi; öğrenciler, turistler, tek başına kitap okuyan adamlar. Ben fincanları diziyorum, tepsileri taşıyorum, gülümsüyorum. Gülümsemek de…
03:34. Daha kar yağmadı ama hava öyle bir duruş aldı ki, sanki şehir nefesini tutuyor. Ben de tutuyorum. Alışkanlık işte; tezgâhtarın elleri boş kalınca aklı doluyor. Eylül'ün sonuna geldik, ben hâlâ lise son sınıfın…
Sana yine yazıyorum, yine yazamıyorum. Surların dibindeki o evin onarımı biteli çok oldu ama benim onarımım bitmedi galiba. Bu akşam yine önünden geçtim. Işık yanıyordu. Perdenin rengi değişmiş; sarıydı eskiden, şimdi…
Saat 12.07. Öğle yoğunluğu yeni dağıldı. Tezgâhta limonlu keklerin son dilimleri duruyor. Fırın hâlâ sıcak. Ben sıcak değilim. Sadece yorgunum. Bugün salı değildi. Cuma. Biliyorum. Ama bir kadın geldi, "kütüphaneye…
Sabahın ikisi, kepenkleri indirip sandalyeleri masaların üzerine çeviriyorum. Cuma gecesi kalabalıktı, ayaklarım hâlâ zonkluyor. Ama kafanın içi, tam kapanış saatinde garip biçimde sessizleşiyor... Bugün cam kenarındaki…
Akşam üstü, ofisten çıkmadan önce son bir kez masama oturdum; Eylül güneşi jaluzilerin arasından o eski eğik açısıyla vuruyor, çizim masasının üzerindeki şablonların gölgesi duvara düşüyordu. Bugün bir müşteri için…
Saat 13.47. Kütüphanenin arka sırası, her zamanki yerim. Camdan bakıyorum; sonbaharın ilk yağmuru yağıyor. Hava o kokuyu taşıyor, toprakla ıslak asfaltın karıştığı... İlk bahara benzemiyor ama yine de güzel. Bugün dokuz…
Sabah 01.17'de yazıyorum bu satırları, yani aslında gece, ama saatler benim için hâlâ sabahın habercisi. Kulaklığı çıkaralı üç saat oldu, kulağımda hâlâ 'hoş geldiniz, sizi bu arama nedeniyle...' diye bir uğultu var…
Saat 20:09. Karşı kıyının ışıkları, camda benimle birlikte titriyor; vapurun motoru bir eski şarkı gibi uğulduyor ve ben yine o masada unutulmuş kalemi düşünüyorum. O kalemi sana uzatırken elim titrememişti ama içimde…
Bugün ofisime yeni dönemden bir öğrenci geldi, elinde dosyası, gözünde o 'acaba anlatabilir miyim' bakışı; kapıyı kapatırken koridorda birinin gülüşü, hayır, öyle değil, gülüş değil, ayak sesiydi, ama benim kalbim yine…