Kar Altında Kalan Cümle
2 Eylül 2026, Çarşamba. Erzurum'da hava açık, geceleri serin, yerde kar yok; termometre gece on iki dereceyi gösteriyor ama benim aklımdaki kalınlık hâlâ kırk santim. Otuz yıl önceki o kışta kar dizlere kadar geliyordu…
2 Eylül 2026, Çarşamba. Erzurum'da hava açık, geceleri serin, yerde kar yok; termometre gece on iki dereceyi gösteriyor ama benim aklımdaki kalınlık hâlâ kırk santim. Otuz yıl önceki o kışta kar dizlere kadar geliyordu…
Saat 23.33, odamın tavanına doğru yatıyorum ve komodinimin çekmecesi hâlâ benimle konuşuyor, ben de ona cevap veriyorum, ikimiz de bu ilişkinin ne kadar sağlıklı olduğunu biliyoruz ama kimse adını koymuyor. Bugün üç…
Saat tam yirmi bir otuz dört. Balkon kapısı açık, Eylül'ün ilk günleri ama İzmir hâlâ yazı bırakmamış; denizden gelen esinti bile ılık. Kordon'dan yeni döndüm, ayakkabılarımın altında hâlâ taşların sesi var gibi. Bugün…
Akşam nöbetinden devri alıp yazıyorum bunları, saat iki kırk bir, şehir uyuyor, ben yazıyorum; çünkü bazı nöbetler silahla değil, kalemle tutuluyor, bunu kırk yedi yaşında öğrendim. O yaz mektuplar yazdım, üstüne basa…
Saat 01:38. Mutfakta yalnız kaldım, otel kapandı, sezon bitti sayılır. Eylül geldi işte... Eylül gelmeden yaz defterine bir şeyler karalamam gerekiyordu, yoksa yine içimde kalacaktı. Bugün son turistler gitti. Otobüsler…
Saat 01.20, akşamın provasından yeni çıktım, parmaklarım hâlâ o son bölümde takılı kaldı ve koridorda yankılanan sesin peşinden eve dönerken bir kere bile arkama bakmadım, çünkü artık arkamda bakacağım kimse kalmadı. Üç…
01:47. yine uyuyamadım. yarın ilk zil çalacak, benim de ilk günden sıraya geçmem lazım... neyse. bugün okulun bahçesinde yeni öğrencileri gezdirdim, anneler ellerinde dosyalarla peşlerindeydi. bir tanesi koluma girdi…
Saat 19.42. Muhabir, izinli olduğu bir akşam kendi mutfağında yabancı bir kadınla karşılaştı. Kadının, üç yıldır aynı kanepede yarım metre ötede oturan kişiyle büyük benzerlik taşıdığı tespit edildi. Edinilen bilgiye…
Dün gece bir fotoğrafa baktım. 2019 yazı, Pamukkale'nin beyaz teraslarında çekilmiş bir kare. İkimiz de kadrajın ortasındaydık ve gülüyorduk; o kadar ki, gözlerimiz kısılmış, benim elim onun omzunda, onunki belimde…
Yüz on dokuz gün oldu. Sayıyorum hâlâ, utanmıyorum. Sen gittiğinde haftada bir yazıyordum, hani mektuplar birikirdi masamda, zarfların üstünde senin adın dururdu. Şimdi tek bir zarf bile yok, hepsi defterde, burada…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar