23:35, deniz karanlık
23:35, deniz karanlık. Rüzgâr yok. Sıcak basıyor, pencereyi kapatamıyorum. Bu akşam sana yazamadım. Kalem elimde durdu. Aynı kalem, aynı defter, aynı masa. Ama kelimeler gelmedi. İlk kez değil ama yine tuhaf geldi…
23:35, deniz karanlık. Rüzgâr yok. Sıcak basıyor, pencereyi kapatamıyorum. Bu akşam sana yazamadım. Kalem elimde durdu. Aynı kalem, aynı defter, aynı masa. Ama kelimeler gelmedi. İlk kez değil ama yine tuhaf geldi…
Saat gece on buçuk. Van'da ağustosun sıcağı akşama kadar dayanamadı, şimdi dağdan inen serin bir rüzgâr var. Dükkânı kapadım, makası masaya bıraktım. Bugün bir gelinin ölçüsünü çektim. Kırmızı bir kumaş getirdiler…
Saat yediyi çeyrek geçiyor, 7 Ağustos sabahı, ben Boğaz'ın bu yakasından öteki yakaya dönen vapurdan izliyorum İstanbul'u; otuz yıldır bu saatlerde eve dönerim, üstümde başkalarının acısının kokusu, ellerimde alkolün…
Saat biri geçiyor, çay soğumuş masada. Camda İstanbul'un gece ışıkları titriyor; ben hâlâ uyanığım. Yedi yıl sonra ilk kez, bir ayrılığın yıldönümünü hesaplamadım. Takvimde bir gün işaretlemek yerine, sadece yaşadığımı…
Bu gece saat bir buçukta uyuyabildim, dün gece de ikiyi biraz geçiyordu... Ankara'nın Ağustos geceleri, kışın o kuru soğuğundan başka bir şekilde acıtıyor insanı; ne rüzgâr var ne kar, sadece sıcak bir hareketsizlik…
21.56. Oda saatte yazıyorum bugün. Alışılmadık, biliyorum. Ama karım daha yeni uyudu, ben de mutfaktayım. Yedi yıldır aynı evdeyiz ve ben hâlâ onun nefesinin düzelmesini bekliyorum, sonra kalkıyorum. Sanki bir izin…
Kıymetlim, Bugün lokantayı erken kapattım. Ağustos'un sıcağı insanı yoruyor, müşteri de az geldi; sıcakta çorba içen olmuyor tabii. Tezgâhı silerken gözüm yine o çekmeceye kaydı. Senin ilk mektubun duruyor orada, kâğıdı…
Akşamüstü beş buçukta, stüdyonun batı camı kızıla dönerken yazıyorum sana. Ağustos sıcağı duvarlarda duruyor, ben ise serinliği karanlık odada arıyorum. Bugün bir düğün çektim. Gelinin babası ona kolunu verirken…
Şu an 23.59, Sakarya'dayım. Yarın sabah erken çıkacağım, Mersin yükü. Ama daha yola çıkmadan yazayım dedim, yoksa dağın ortasında unuturum. Bu gece garaja indim, tırın kapısını açtım, içeriye bir baktım. Sonra kapattım…
13:39. Öğle paydosundan çıktım, ofisten yokuşa vurdum kendimi. Hava sıcak ama gölge tarafı buldum, oradan iniyorum. Stajın üçüncü haftası. Bugün ilk defa, kod derken elim titremedi. Hata mesajı geldi, okudum, düzelttim…
Sitemiz yalnızca çalışması için gerekli çerezleri kullanır. Ayrıntılar